top of page

Mutluluk Ne Zaman?

  • Yazarın fotoğrafı: atuğçepekmezci
    atuğçepekmezci
  • 17 Oca 2020
  • 2 dakikada okunur


'Ben de çok özgür kaldım, çok dolaştım, çok açıldım. Zihnimin içine çöreklenmiş o eski dünyayı yerinden söküp attım. Galiba hep mutluluğu aradım ama mutluluğun yolu, mutluluğun harika, garip bir düş olduğunu anlamaktan geçiyor. Zaman ise tozun bile demirden olduğu katranlı bir çukur sadece ‘ Jack Kerouac


Selamlar! Köyün Delisi bugün mutluluğu tartışıyor. Hepimizin en nihai hedefi olan, ulaşmak için sürekli çıtalar koyduğumuz, bazılarımızın içinde yaşadığı bazılarımızın ise ulaşmak için çabalarken hayal kırıklığına uğradığı bir yer orası. Mutlu olma hali…

Her cumartesi ne yazacağımı önceden düşünüp oluşturmuyorum ki hayatın akışında ben nelerle karşılaşıyor ve sorular yaşıyorsam, sizinle de bunları paylaşayım ve tartışmaya açabileyim. Bu hafta internette gezindiğim bir sıra değişik bir olay sorusuyla karşılaştım.

Öncelikle şunu sorarak başlıyorlar; hayatınızda en çok arzuladığınız ve sizde çok mutluluk uyandıracak bir hedefinizi düşünün, belirli bir süre bunun için çabalayacak ve sonunda elde ettiğiniz durumla başarılı ve mutlu hissedeceksiniz.

Peki bir makineye bağlanarak beş dakikalığına bu mutluluğu sanki başarmışsınız gibi hissedebileceğinizi ancak daha sonra normal hayatınıza geri dönebileceğinizi söyleseler…

Hangisini tercih ederdiniz? Yaşayarak süreç içinde hissetmek mi yoksa beş dakikalık küçük maceramızı mı?

Tamam, farkındayım burada çok soru ve çok sorun var. İş ‘ne var ya işte beş dakikalık mutluluk’ tan biraz daha fazla düşünmeyi hak ediyor. Yaşadığımız ve hedeflediğimiz olayların amacı en tepesine ulaşmak mıydı yoksa süreç bizim için bu kadar önemli mi?

Buradaki çatışma bana şunu hatırlatıyor; çocukken sürekli büyümek isteriz, büyükler farklıdır onlar gibi davranmaya çalışırız, öğrendikçe onlara benzeriz, oyunlarımızı onlara göre kurarız, dinlenilmek ve ciddiye alınmak isteriz. Boyumuz dev gibi olduğunda ve hayat bize merhaba dediğinde de geriye kaçmak isteriz. Çocuklarımıza özeniriz, ‘ben senin yerinde olsaydım’lar gelir, ‘şimdi çocuk olmak vardı’lar gider! Keşke küçülsek de oyunlar oynasak, dünyayı keşfetsek bir daha dediğimiz noktaya benziyor bu sorunun devamı. Hedefimiz çok değerliydi ama süreç baldan tatlıydı! Her parçası ve her anı bizim için çok özel ve her ne kadar istesek de geri döndürülemezdi. Yani farklı bir adım atsaydım ne olurdu sorusunun cevabı bizde yok. Sürecin içindeki adımlar yaşanmadan gelecek olan mutluluğun değeri ne kadardır, bize nasıl bir aydınlık sağlar bilemiyorum.

Psikologlar çok araştırdı, çok yazdı çizdi mutluluk üzerine. Herkes farklı bir ucundan tuttu. Çoğu süreç meselesidir dedi, filozoflar haz meselesidir dedi, Einstein ise mutlu bir yaşamın hedeflere bağlı olması gerektiğini söyledi, eşyalara veya insanlara değil. Herkes kendinde anlamlandırdı ve açıklamaya çalıştı. Siz nasıl anlam yüklüyorsunuz mutluluğunuz üzerine, makine sorusu üzerinden biraz düşünebilirsiniz.

Hoş, bu kadar peşinde dolandığımız mutluluk da belki her yerdedir, bunu da bir düşünmek lazımdır!

Hayatın anlamı üzerine yazan ve yaşayan Beat Kuşağı’nın öncüsü Jack Kerouac’ın sözüyle başladım yazıya, döneminin yazarları içinde farklı ve aykırı bir yeri vardır, inceleyebilirsiniz..

Mutluluğu fark edebildiğimiz günlere..

 
 
 

1 Yorum


leventpekmezci1
23 Oca 2020

tebrik ederim..

Beğen

©2020, Köyün Delisi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page